CHP’nin, canlı, coşkulu “sokaktan uzak” kurultayı: İki adaylı kurultayın kazananı Erdoğan olur mu?

14 Mayıs seçiminden sonra CHP’yi destekleyen seçmenin siyasete ilgisi dramatik biçimde düştü. Siyasilerin açıklamalarını, tartışma programlarını düzenli takip edenler, tek bir açıklamayı ve programı kaçırmayanlar bile yüzünü bir başka yöne çevirdi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in, “Artık ittifakta değiliz, seçime kendi adaylarımızla gireceğiz” açıklamaları, ardı ardına farklı kentlerde adaylarını açıklaması bile bir yere kadar tartışıldı.

CHP’de ise toplumun üzerine serpilen ölü toprağından farklı olarak hareketli günler yaşanıyordu. Bütün kentlerde CHP örgütleri, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun fitilini ateşlediği “değişim” tartışmaları ile harekete geçti.

Kılıçdaroğlu, “değişim” taleplerini, partisinin A Takımı olan MYK’da değişiklik yaparak geçiştirmeye çalıştı ancak bunun yeterli olmadığını, yerel seçime bu şekilde gidilemeyeceğini anlayınca kurultayın seçim öncesinde toplanacağını açıkladı.

Kılıçdaroğlu’nun milletvekili seçilmemiş olması nedeniyle CHP Grup Başkanı sıfatını taşıyan Özgür Özel’in adaylık süreci de böyle başladı. İmamoğlu’nun tam destek verdiği söylenen Özel, “100 oy alamaz” dudak bükmeleri arasında çıktığı yolda, başta büyük kentler olmak üzere şaşırtıcı bir performans sergiledi. Delege yapısının genel başkan değişimine kolay kolay olanak vermediği CHP’de, Özel’in o günden bugüne geldiği noktayı küçümsememek gerekir. Bu aynı zamanda partinin neredeyse yarısının Kılıçdaroğlu’nun değişiminden yana tavır gösterdiği biçiminde de yorumlanabilir.

Emir Sarıgül ile girilen salonda Dev-Genç Marşı ile karşılama

Toplum muhalefete ve CHP’ye ne kadar kayıtsızsa, bu tablonun aksine CHP’nin Ankara Arena’daki kurultayı, bir o kadar coşkuluydu. Tıklım tıklım salonun sağ tribünü Kılıçdaroğlu, sol tribünü Özel taraftarlarına ayrılmıştı ancak Özel’e ayrılan bölümde çok sayıda Kılıçdaroğlu taraftarı da göze çarpıyordu.

Kurultayda en büyük alkışı alan isim kim diye sorulursa, İmamoğlu’nun olduğu söylenebilir. Divan Başkanı seçilen İmamoğlu hem Özel hem Kılıçdaroğlu taraftarlarından büyük alkış aldı.

Kılıçdaroğlu’nun salona girişi görkemliydi. Yanında eşi ve taraftarları ile salona girdiği sırada 68 kuşağından bu yana Dev-Genç Marşı olarak bilinen marş çalmaya başlandı. Ancak özel bir hale büründürülmüş, Kılıçdaroğlu’na uyarlanmıştı. Kılıçdaroğlu’nun yanından ayrılmayan isimlerden birinin, CHP milletvekili Mustafa Sarıgül’ün oğlu Emir Sarıgül olması dikkat çekiciydi. En az marşın sözleri kadar.

Kılıçdaroğlu için kullanılan, “Dürüstlüğün simgesidir, adaletin simgesidir” ifadelerinin ardından, marşta kullanılan, “Arkamızdan vurdular da yine devam ettik…” ifadeleri konuşması hakkında ipucu veriyordu.

Özel ise salona “Ey Özgürlük” şarkısı ile taraftarlarının, “değişim” sloganları ile girdi.

“Tek kale Kılıçdaroğlu”

Açılış konuşması için kürsüye çağrılırken Kılıçdaroğlu için, “Türkiye’nin zapt edilemeyen tek kalesi” ifadesinin kullanılması da dikkat çekiciydi. Kurultayın açılışını da yapan Kılıçdaroğlu, konuşmasında, hem parti içine hem altılı masadaki başta İYİ Parti olmak üzere ortaklarına ilk kez bu kadar net mesajlar verdi.

“Sizleri üzdüm ama utandıracak bir şey hiç yapmadım… Sırtımdaki hançerle seçime girmek zorunda kaldım. Ateşi ve ihaneti gördük” sözleri hem “değişim” talebinde bulunanlara hem de İYİ Parti’ye açık bir mesajdı. Salonda ise bu sözler sadece “CHP içine yönelik mesaj” olarak algılandı.

“Seçimden sonra daha nefes almadan değişim söylemleri başladı. Bunu dillendirenler uzun süredir değişmeyenlerdi. İlk işim onları değiştirmek oldu” diye devam eden sözleri, bu algının temel sebebiydi.

Sağcılığın karşısındaki ok: Halkçılık

Sağa kayma eleştirilerine verilen yanıt Kılıçdaroğlu’nun konuşmasının temelini oluşturuyordu. Adalet yürüyüşünü, kapıcılarla gündelikçilerle taşeron işçilerle ilgili temaslarını anımsattı ve sağa kayma eleştirileri getirenleri “solu tanımamakla” suçladı.

Kılıçdaroğlu’nun 13 yıllık genel başkanlığı süresi boyunca belki de ilk konuşması, “değişim” sloganları ile kesildi. Kılıçdaroğlu’nun buna yanıtı, “Değişim hayatın kendisidir. Sivas’ın ötesinde artık milletvekili çıkartıyoruz” oldu.

CHP’nin temel felsefesinin “halklılaşmak” olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, “değişimin, dönüşümün nasıl olacağını bütün dünyanın öğreneceğini” de söyledi.

Partiye cinsiyet kotası getireceğini, kadroların yüzde 50’sinin kadın olacağını, yığma üyeliğe son vereceğini, vekilliği üç dönemle sınırlandıracağını, her yerde her zaman ön seçim yapacağını, genel sekreterliği güçlendireceğini, en başarılı beş ilin belediye başkanının PM üyesi olacağını vaat etti.

Son kurultayım

Kılıçdaroğlu’nun konuşmasının odak noktalarından biri de “ne zaman bırakacağı” sorusuna verdiği yanıttı. Kılıçdaroğlu, bir sonraki kurultayda izleyiciler arasından genel başkanı alkışlayacağını söyleyerek, delegeye açık bir mesaj da verdi.

Kim kazanacak?

Özel’e verilen destek, Kılıçdaroğlu’nu kurultayda açık mesajlar vermeye zorladı. T24 yazarı Tolga Şardan ve diğer tutuklu gazetecilere selam verdikten sonra Selahattin Demirtaş’ı da selamlaması, İYİ Parti’ye verilen bir başka örtülü mesajdı. İlk kez bu selamı vermiyordu ama “masadan kalkanlar, oturanlar” ifadesinden bir süre sonra bu selamı vermesi manidardı.

Kılıçdaroğlu kazansa da kaybetse de CHP’de dengelerin yerine kolay oturmayacağı ortada. Değişim talebi CHP’yi öylesine zorluyor ki Özel kazansa bile seçmenin kolay ikna olması mümkün değil.

Zira CHP’de kadroların değil siyaset biçiminin de değişmesi gerekiyor. Genel Merkez’e sıkışmış, genel başkan gezilerinden ibaret bir siyaset biçiminin yerini halkla sürekli temas halindeki kadroların alması artık bir zorunluluk. Aksi takdirde yerel seçimde İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ın isimleri de büyük kentler için yeterli olmayabilir. Kurultayın kazananı da sadece Cumhurbaşkanı Erdoğan olur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir